zarafetini çok sevdiğim, kendisine de anne olmayı çok yakıştırdığım bir arkadaşımla devam ediyorum, serra’yla (soldaki ufaklık).
İkonanneler
uzun zamandır yazmayı istediğim annelerden biriyle devam edelim. tanıştığımız günden beri samimiyeti ve zarafetiyle beni hep mutlu eden arkadaşım yasemin’in annesi gül teyzeyle…
şu hayatta tanıştığım ve hayranlık duyduğum en ilginç kadınlardan biriydi sosi tantik. en yakın arkadaşımın annesi olması bir yana, olaylara geliştirdiği bakış açısının ve kıvrak esprilerinin de payı büyük. bence o hep zamanının ötesinde biriydi.
bayram tatilinde anne evine giden her canlı bu blog’u tadacaktır. facebook’ta oya’nın paylaştığı fotoğrafları görünce atladım hemen; yakaladım mı kaçırmam. üniversite arkadaşım dicle ve ablaları nil’in de annesi olan hamdiye teyze de ikon olmayı fazlasıyla hak eden bir anne.
bazen olur böyle şeyler. gözünüzün önündekini görmezsiniz. duygu’nun annesi de neredeyse bir yıldır taslaklarda bekliyormuş.
duygu o dönemde bu fotoğrafları paylaşırken, kendisi de kariyerinin dönemeçlerinden birini yaşamaya hazırlanıyordu. şimdi o da moda dünyasında daha aktif. imza markasını bir yerlere getirmek için tüm gücüyle çalışıyor.
beklediğim gün geldi. sema teyze bu blog’un oluşum fikri şekillenirken bana ilham veren birkaç anneden biriydi. (kendisinin muhtemelen haberi bile yok) blog’u açalı üç sene olacak ama çeşitli nedenlerden ötürü ancak fırsat bulabiliyorum bu kareleri paylaşmaya. geç oldu, ama güç olmadı.
2 kasım 2010’da bu bloga başlama sebebim, annemin çocukluğumdan beri hayranı olduğum bu fotoğrafıydı. daha doğrusu pozuydu.
evet, soldaki kendisi.

aynı kare blogun simgesi haline de geldi. mesela iphone’unuzda ‘bu siteyi yer imi olarak kaydet’ dediğinizde aplikasyonlarınızın arasında annemi görüyor olacaksınız.
sırada hepimizin bayıldığı kadın ecemen‘in biricik annesi zehra var. istikamet antalya. kendisi zaten hikaye anlatır gibi örmüş kurguyu. bana fazla bir şey eklemek düşmedi.

fotoğrafı ilk gördüğümde “hadi canım, bu bebe ece olamaz!” derken bir baktım altında yazmış zehra teyze:
“bir yakınımızın çocuğu. çocukları çok sevdiğim için dört beş tane doğurmayı düşündüğüm yıllar. bekara karı boşaması kolay derler ya, işte o günler. ancak kendi çocuklarımı doğurunca anladım zorluklarını.”
yıl 1975. elbise o yıllarda antalya’nın en büyük mağazası olan eser’den.
tıpkı daha önce müjde’nin bana mail atarak blog’da annesinin (nedret güvenç) yer almasını istediği gibi, canan da büyük bir heyecan gösterdi. hız ve şevkle dersini tamamlayarak suna teyzeye dair bilgileri yolladı.
yeni yıla bir anneanneyle giriş yapalım istedim. serli’nin yayası (anneannesi) silva, artık sadece o eski siyah beyaz salon filmlerinde gördüğümüz istanbul’u yaşayanlardan. (benim de bu şehrin en çok görmeyi istediğim dönemleri.)










